20.05.2008

Türk Dil Kırımı

Dünyada dedesinin,hatta babasinin konustugu dili anlamayan bir millet varmi?
Var.Oda türk milleti.
Dilimizi bozdular,
Uyduruk bir dil,
Uzaydan gelme,yeniden ögrenilmesi lazim olan bir dil.O dil bizim bugünkü zavalli turkçemiz.



Türk Dil Kırımı


TDK Başkanı'na bakın, Türkçe’nin 520 bini aşan “söz varlığı”ndan bahsediyor. Söz varlığı ne demek? “Kelime haznesi” yerine, masabaşında uydurulmuş bir karşılık... Ama “kelime haznesi”, dilden kazınamamış. Onun yanında bir de Batı dillerinden “vokabüler” kelimesi girmiş.

Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Türkiye Türkçesi'nin söz varlığının 520 bini aştığını, hazırlanmakta olan yeni sözlüklerle Türkçe'nin yeni söz varlığının 600 bine ulaşacağını söylemiş.
Bunu duyunca, insan "küçük dil"ini yutacak gibi oluyor. Türk dili -görmeyeli- ne kadar serpilmiş, nasıl da servileşmiş, Çince'yi bile geride bırakmış diye, orası-burası kabarıyor.
Tabiî, bu 600 bin kelimenin kaç yüzbininin masabaşında uydurulmuş, bir defa olsun kullanılmamış, hiçbir edebiyat eserinde yer almamış olduğunu hatırlayınca, bu duygular bir anda sönüyor.
600 bin kelime var da ne oluyor? Türkçe'nin ifade gücü mü artıyor? Ne gezer!! Tam aksine, Türkçe özellikle TDK tarafırdan sürekli ve düzenli olarak "kısırlaştırılıyor", 6 bin kelimeyi aşmayan bir edebiyat cılızlığına mahkûm ediliyor.
Meselâ, TDK Başkanı'na bakın, Türkçe"nin 520 bini aşan "söz varlığı"ndan bahsediyor. Söz varlığı ne demek? "Kelime haznesi" yerine, masabaşında uydurulmuş bir karşılık... Ama "kelime haznesi", dilden kazınamamış. Onun yanında bir de Batı dillerinden "vokabüler" kelimesi girmiş. Böylece ne oluyor: Bir "kelime haznesi" sözü, oluyor üç kelime... Biri ithal, biri uydurma, öteki tabiî olmak üzere...
Dildeki kelime sayısı işte böyle artıyor. Dilde "madde" dururken, Batı'dan "materyal" satın alınıyor; masabaşında da "özdek" uyduruluyor. Bir "madde", oluyor üç madde... Sonra, dilin söz varlığı artıyormuş da, bilmem ne...
Dilin ifade gücü ne oluyor peki? Bir Arapça, bir İngilizce, bir Fransızca öğrenen kişi, Türkçe'nin bu diller karşısında ne kadar zayıf ve yoksul olduğunu kolayca görür. Bunun sorumlusu da, özellikle TDK'dır. TDK, Türk Dilini Kısırlaştırma hareketinin kısaltmasıdır.
Meselâ, şu "söz varlığı" kavramını uyduran mantık. Dilimizde yerleşik olan "kelâm", "kelime", "kavl", "kaal", "laf", "lakırdı" gibi, birbirinden ince çizgilerle ayrılan mânâları yok etmiş ve bunların hepsinin yerine "söz" dedirtmiştir. Hatta "vaad", "yemin", "güfte" gibi daha onlarca mânâya kıymış hepsinin yerine "söz" demeyi öğretmiştir. Türk dilinin ifade gücü, mânâ zenginliği, TDK eliyle bu şekilde yok edilmiştir.
Şimdi bu dilden çıkarılan mânâlar, lûgatlarda birer madde olarak yer alsa ne olur, yer almasa ne olur? Onların yerine masabaşında yenileri uydurulsa ne olur, uydurulmasa ne olur?
Bu bir "katliam"dır, bir "soykırım"dır. Türk dilinin en büyük düşmanı -hâlâ- TDK'dır.


21.05.2008 ABDULLAH BURAK/Vakit

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa