11.09.2008

Darbelere lânet

vakit/12.09.2008

Darbelere lânet


İdam, işkence, faili meçhul cinayet gibi olaylar sonucunda sağcısı-solcusuyla binlerce vatan evladının hayatını kaybetmesine neden olan 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi, 28. yıldönümünde lanetle anıldı. Resmi rakamlara göre 12 Eylül darbesinde; 650 bin kişi gözaltına alındı, 50 kişi idam edildi,

171 kişi işkencede öldürüldü, cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi, 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü, 14 kişi açlık grevinde öldü, 16 kişi kaçarken vuruldu, 95 kişi çatışmada öldü, 43 kişi intihar etti.. Resmi olmayan rakamlar ise çok daha korkunç boyutlarda. Ancak üzerinden tam 28 yıl geçen bu zulme neden olanlar yargılanmadı, yargılanamadı. Darbecilere yaptıklarının hesabı sorulmadı. 12 Eylül askeri darbesinin 28. yılında sivil toplum örgütleri Vakit aracılığıyla, “Darbeciler yargılansın, darbeler son bulsun, cunta anayasası değişsin, demokrasi ve özgürlüklerden artık ödün verilmesin” mesajı verdiler.

“GERİ VİTES İSTEMİYORUZ”

HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıldönümü nedeni ile yaptığı açıklamada, ihtilal, darbe ve müdahaleleri demokrasilerde ‘geri vites’ olarak nitelendirdi. Uslu, “Türkiye'nin koştuğu demokrasi kulvarında anti demokratik sektelerin yeri yoktur” dedi. Uslu, darbe ve ihtilal dönemlerinde en büyük zararı emeği ile geçinenlerin gördüğünü belirterek, “Demokratik kurumlar olan siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarının kendilerini inkâr pahasına birtakım demokrasi dışı taleplerde bulunuyor olmalarını, hak ve özgürlükleri rafa kaldırma niyetlerini anlamak ve haklı görmek mümkün değildir” diye konuştu.

TAKOZ KALKSIN

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise, “12 Eylül darbesi ve kalıntılarının izlerinin tamamen silindiği, yerine demokratik bir sistemin inşa edildiği Türkiye istiyoruz” dedi. Darbelerin mimarlarının yargılanmasını isteyen Gündoğdu, “Ülkemizin ve milletin önünde takoz olan 12 Eylül Anayasası’nın evrensel hukuka, demokratik değerlere uygun ve insanı merkeze alarak değişmesi halinde ülkemiz dünya demokrasi liginde ön saflarda yerini alacak, insanlarımızın yaşamaktan keyif aldığı bir ülke durumuna gelecektir. Bir yandan yeni anayasa çalışmaları sürdürülürken, diğer taraftan da 12 Eylüllerin, 28 Şubatların mimarları sorgulanmalı, hesaba çekilmelidir” şeklinde konuştu.

DİSK: “DARBECİLERİ

NE UNUTURUZ, NE AFFEDERİZ”

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün de, darbecileri kınadı ve sivil anayasa taleplerini dile getirdi. Görgün, şunları söyledi: “12 Eylül’de Türkiye çok şey kaybetti. Ne unuturuz, ne affederiz. Gönül huzuru içinde darbelere, darbeciliğe ve demokrasi dışı bütün arayışlara karşı olduğumuzu dün de söyledik, bugün de söylüyoruz. İşte bu nedenlerle bugün ortaya çıkanların yalnızca su üstünde görünen yanlarıyla değil, derinlemesine soruşturulmasını ve sonuna kadar gidilmesini istiyoruz.”

“DARBECİLERİ ANAYASA İLE KORUYAN TEK ÜLKE BİZİZ”

“Aradan geçen 28 yıla rağmen, Türkiye ne darbeci generallerle hesaplaşabildi, ne de 12 Eylül’ün ürünü olan 1982 Anayasası’ndan kurtulabildi” diyen KESK Genel Başkanı Sami Evren ise “Türkiye, darbecileri Anayasayla koruyan yegane ülke olmanın ayıbıyla yaşamaktadır. Darbecilerden hesap sorulmalıdır. 12 Eylül’ün etkisinden kurtulabilmek için atılması gereken diğer adım da, başta 1982 Anayasası olmak üzere tüm darbe hukukunun derhal tasfiye edilmesidir” dedi.

HİZMET-İŞ: “BU YASALARA TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI”

Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan da, 12 Eylül darbesinin Türk demokrasisinin önüne aşılması zor bariyerler döşediğini söyledi. “Bu günü demokrasi tarihimize yazılmış bir kara sayfa olarak niteliyoruz” diyen Arslan, “Türkiye’nin ‘olağanüstü dönem yasaları’na tahammülü kalmamıştır” diye konuştu.

GEÇİCİ 15. MADDE HALEN YÜRÜRLÜKTE

Bem Bir Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay da, darbe süreçlerinde en çok zarar gören kesimlerin sivil vatandaşlar, en az zarar gören kesimlerin ise terör örgütleri olduğunu söyledi. Turbay, şöyle konuştu: “Terör grupları nerdeyse hiç zarar görmezken ülkenin siyasi ve sosyal yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri halen süren 12 Eylül darbesinin Pentagon tarafından büyük destek gördüğü her kesimce biliniyor. Sonra karşımızda bir Yunanistan gerçeği var. Yunanistan darbecileri yargılayıp cezalandırırken, biz halen sivil bir anayasaya bile kavuşamadık. Yıllardır darbecilerin korunmasına olanak sağlayan geçici 15. maddeye bile müdahale edemedik. Yunanistan’da 1967 yılında iktidara el koyan cuntacı askerler yargılandılar ve cezaevlerine gönderildiler. Çok geçmeden hedefledikleri AB’nin kapısından içeri sızdılar. Hesaplaşmanın sonunda ülkeye demokrasi yerleşmekle kalmadı, milli gelirleri katlandı. Biz ise halen kriz ve gerilimlerle uğraşıyoruz. Bu karanlıktan kurtulmanın tek yolu özgürlükçü yeni bir anayasadır.”

“ARTIK 12 EYLÜL KÂBUSU GÖRMEK İSTEMİYORUZ”

Memur-Der Federasyonu Genel Başkanı Cengiz Özbay da “Sözlüğümüzden darbe kelimesinin tamamen kaldırılmasını istiyoruz” dedi. Sivil Düşünce Platformu kurucularından Eğitim Uzmanı Ufuk Coşkun ise, ülkedeki temel sorunun 12 Eylül despotizmi olduğunu vurgulayarak, sivil ve özgürlükçü bir anayasa ile sorunun üstesinden gelinebileceğini söyledi.

SIRP KARADZİÇ’TEN FARKSIZLAR

Öğretmen Sen Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi ise, Türkiye’deki darbecilerin Sırp katil Karadziç’ten daha ağır suç işlediklerini söyledi. Tanrıverdi, “Ha Karadziç ha bizim darbeciler. Yeni Karadziçler çıkmasını istemiyorsak derhal Geçici 15. madde kaldırılsın, darbeciler yargılansın.” diye konuştu.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa