4.10.2007

İşte Malezya yalanları

04.10.2007

ABD
eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke’un ‘Ilımlı İslam’
modeli olarak Türkiye ile Malezya’yı benzer göstermesi, kartelde
anlamsız bir korku havası başlattı.


Ekonomisi
imrenilecek seviyede olan ve Müslüman çoğunluğun yanında gayrimüslim
azınlıkların da huzur içinde yaşadığı Uzakdoğu’nun parlayan yıldızı
Malezya, bir yandan karalandı, diğer taraftan da Türkiye’nin korkması
gerektiği tezi örneklendirilmeye çalışıldı. Kartel en acar muhabir ve
köşe yazarlarını Malezya’ya gönderdi ve kamuoyunu aydınlatmaya(!)
başladı. Ancak hiç de şaşılmayacak bir şekilde haberlerde yalan ve
çarpıtmalara yer verildi. Bu yalanlar öyle bir hâl aldı ki, Malezya’nın
yeni Kralı dava açmayı bile düşündü.

MALEZYA KÖŞKÜNDEKİ BAŞÖRTÜSÜNE BİLE TAHAMMÜL EDEMEDİLER

Muhabirini
Malezya’ya göndermeden önce yeni Kral Mizan Zeynel Abidin’in
seçilmesini haber yapan Hürriyet, başörtülü olan ‘first lady’ Nur
Zahire’nin bir ilk olduğunu yazdı. Bununla da yetinmeyen gazete, başta
muhalefet olmak üzere kamuoyunun rahatsız olduğunu iddia etti.
Hürriyet’in birinci yalanı başörtülü birisinin ilk defa Kraliçe olduğu
iddiası. Çünkü Malezya’da daha önce de başörtülü kraliçeler olmuştu.

KRAL, DAVA AÇMAYI DÜŞÜNDÜ

“Malezya
Kralı'nın dört çocuk annesi eşi Nur Zahire, modern Malezya tarihinin
ilk türbanlı kraliçesi oldu” ifadeleriyle haberi duyuran Hürriyet, Kral
Mizan Zeynel Abidin’i asıl kızdıran yalanını haberin devamında yazdı.
Zira, iddia edildiği gibi kamuoyu tepkili değildi. Zaten başörtüsü bir
ilk de değildi. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde öğretim
görevlisi olan yazarımız Dr. Serdar Demirel, uydurma haberi görünce
Kralın ne tepki verdiğini şöyle anlatıyor: “Akademisyen Malezyalı
arkadaşa bilgilenmek için sormuştum. O da kralın basın danışmanını
aramış, Türkiye’de çıkan haberleri aktarmıştı. Kralın basın danışmanı
kendisiyle görüşebileceğimi bildirmiş ve o gazeteler hakkında dava
açacaklarını beyan etmişti. Ben de, buna gerek olmadığını, zira bu
konunun Türkiye iç siyasetiyle alakalı olduğunu, hedefin Malezya değil,
Türkiye’deki hükümet olduğunu söylemiştim. Böylece konuyu kapamıştık.”

EN SABIKALI GAZETE HÜRRİYET

Malezya
yazılarında en sabıkalı gazete Hürriyet oldu. Genelde çizilmeye
çalışılan ‘korku’ tablosunu yalan ve çarpıtmalarla sağlamaya çalışan
gazete, şahit olarak da bölgeden marjinal insanları buldu. Malik İmtiaz
ve Haris Bin Muhammed isimi avukatların iddialarına yer veren gazete,
"11. Madde Hareketi" adlı bir sivil hareketten de bahsetti. Ancak
harekette adı geçen kişiler de Malezya’nın aykırı ve marjinal
insanları. Hareketleri de polis tarafından takip ediliyor.
Müslümanların diğer dinlere serbestçe geçebilmesini (irtidad)
savunuyorlar. Bu da Malezya toplumunda sıkıntıya sebep oluyor,
misyonerlik faaliyetlerini kışkırtıyor.

“PARALAR İSLAM BANKASINA” YALANI

Yine
kartel medyası tarafından Müslümanların paralarını İslam bankasına
yatırmak zorunda oldukları iddia edildi. Oysa böyle bir mecburiyet yok.
Sadece, Klentan Eyalet Yönetimi kurum olarak kendi paralarını bu
bankada değerlendiriyor, insanları da buna teşvik ediyor. Ama insanlar
diğer bankalara da paralarını yatırabiliyorlar. Bu eyaletin dışında
hiçbir yerde böyle bir uygulama da yok.

KADINLARIN DURUMU TÜRKİYE

İLE KIYASLANAMAZ BİLE

Kartelin
Malezya’yı karalama çabasının merkezinde elbette kadınlar yer alıyordu.
Kadınların sosyal ve kültürel alanda geri plana itildiğini iddia
eden
kartelin yalanı o kadar bariz ki, Malezya’daki kadınların durumu
Türkiye’deki hemcinsleri ile kıyaslanamayacak seviyede rahat. Anaerkil
bir topluma sahip olan Malezya’da kadın toplumun muharrik gücü. İş
hayatından bürokrasiye, akademiden memuriyete; toplum hayatının her
katmanında kadın çok aktif. Türkiye ile mukayesesi bile mümkün değil.
Kadının dışlanmasını bir tarafa bırakın, normal hayatın akışında erkek
kadına göre silik kalıyor. Gündelik hayatta kadın-erkek faaliyetleri
ise çok iç içe. Bu, hayatın tüm alanlarında böyle; televizyon
programlarında, akademik çalışmalarda, medyada, sanatsal faaliyetlerde.
Malezya’da neredeyse “ev hanımı” mefhumu yok. En azından metropollerde
böyle. Ayrıca, dünyada motosiklet kullanan
(tesettürlüler dahil) kadınlar sıralamasında Malezya ilk sıralarda
gelir. Kadın araba kullanıcısı Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar
fazla. Ayrıca Malay kadınlar gündelik hayatta da çok rahat.

YALANDA SINIR YOK

Kartelin
haberleri, çarpıtmadan da öte yalan boyutunda. ‘Şehrin devasa reklâm
panolarında hep türbanlı kadın kullanılıyor’ şeklinde sunulan bilgi
tamamıyla yalan. Çünkü reklam panolarında her iki durum da mevcut.
Başörtülü kadınlar olduğu gibi, açık kadınlar da reklam panolarında yer
alıyor. Bütün afişlerde Malayca'nın altında bir de Arapçası olduğu
iddiası da yalan. Bazı yerlerde durum böyle. Kaldı ki o da Arap
turistlerinin uğradığı yerlerde. İkincisi, Malaylar Osmanlıların Arapça
harfleriyle kendi dillerini yazdıkları gibi öz dillerini bu harflerle
yazıyorlar, tabiî ki bazı yerlerde. Malezya’nın geneli itibarıyla
bunları zikretmek devede kulak bile sayılmaz.

GAYRİMÜSLİMLER DE

YALANLARA ORTAK EDİLDİ

Kartel
haberlerinde elbette Malezya nüfusunun yüzde 40’ını oluşturan
gayrimüslimler de yer aldı. Müslümanların bu grupları baskı altında
tuttuğunu ve kendilerine azınlık muamelesi yaptığını savunan kartel,
Malezya toplumunun sosyal ve tarihi gerçeğini bilmeden sadece şekle
bakarak bilgi aktarmış. Zira, gayrimüslimlere bazı alanlarda
sınırlamalar var. Ancak bu da “pozitif ayrımcılık” kuralı gereği.
Meselâ, ekonomide Çinliler hâkim. Ülkenin ekonomisinin yüzde 90’ını
onlar kontrol ediyor. Bu alanı tamamen ele
geçirmelerini önlemek için bazı kısıtlamalar getiriliyor. Örnek olarak
bazı yerlerde toprak satın almalarına izin verilmiyor. Pozitif
ayrımcılık hukukî gerekçesinin dışındaki alanlarda onlara hiçbir baskı
yok. Dinlerini, hayat tarzlarını tam bir hürriyet içerisinde
yaşayabiliyorlar. Müslümanlar oruç tutarken onlar hiçbir müdahale
olmaksızın açıktan ve restoranlarda yiyip içebiliyorlar.

SİVİL TOPLUM ÇOK HAREKETLİ

Malezya’da
sivil toplum örgütleri farklı alanlarda farklı hizmetler sunuyor.
Bunlar arasında muhafazakâr olanlar olduğu gibi seküler olanlar da
tabii ki var. Çin, Hint ve Malay toplumuna hitap eden ve toplumların
hassasiyetlerine göre faaliyet gösteren yapılanmalar olduğu gibi,
tamamını hedef kitlesi kabul eden sivil toplum örgütleri de var.

KARTELE MÜJDE: UÇAKTA FİŞLEME VAR

Malezya’daki
sosyal durum ve toplumsal huzura örnek olabilecek birçok olay aktarıldı
bu dönemde bize. Bunlardan sadece birisini bildireceğiz.

Bir
Türk yazar Malezya’da uçağa biniyor. Uçak havalandıktan sonra yiyecek
içecek servisine sıra geliyor. Türk yazar oruç tutuyor. Hostes
kendisine geldiğinde niyetli olduğunu söylüyor ve hostes hemen bir
kâğıda not alıyor. Yazar önce bir anlam veremiyor. Ancak havada iftar
vakti gelir gelmez yemeği koltuğuna getirilince her şey açığa
kavuşuyor. Yani, kartelin gayrimüslimlere baskı uygulandığını iddia
ettiği Malezya’da, gündüz vakti yiyecek-içecek servisi yapılıyor.
Niyetli olan yolculara ise hiçbir ayrım gözetmeden iftar vakti
yemekleri sunuluyor. Türkiye’deki benzeri uygulamaları fişleme olarak
nitelendiren kartelin bu tür bilgileri okurlarına aktarmaması ise
niyetini açıkça ortaya koyuyor.


Powered by ScribeFire.

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

<< Ana Sayfa